6 Ekim 2010 Çarşamba

AŞK

Ne kadar da yıpratılmış bir kelime günümüzde.Anlık yaşayan insanların dünyasında gönül gözüne dayalı bir kavramın hak ettiği değeri görmesi belki beklenemez ama aşkın olmadığı bir dünyada da yaşamak istemem doğrusu.Yüzyıllar içinde anlam daralmasına uğrayan bir kelimeden bahsediyoruz.Şimdi aşk dendiğinde herkes iki gencin flörtünü algılıyor oysa flört başkadır,evlilik başka aşksa bambaşka...Aşk bir kayboluş halidir ne sen kalır ne de ben her şey aynı anda akar. Artık savaşmak yoktur. İnsan kendisiyle ne kadar savaşabilir ki zaten ya da bu savaştan yaralanmadan çıkması mümkün müdür?İşte bu yüzden aşk bir teslimiyettir.Teslimiyet özgürlüğe kapıyı açar çünkü o an kurtulduğumuz nefsimizdir.Nefsini bir kere bildin mi anlarsın insan aynı özden gelir, evren aynı özden.Parçası olduğunu aşkla sevdikçe merhamet ve sevgi kaplar yüreğini.Allah'ı kalbinde bulursun kovduğunsa şeytandır kalbinden çünkü kalbimizi aşka açmazsak haset ve kibir şeytanı davet eder ve özünden kopar insan .İçindeki boşluğu mevki para, ten, şehvetle doldurmaya uğraşır boşuna, artık bir damladır çölde nicelerimiz gibi.Ama umut ölmez yaradan dışında her şey dönüşür ötekine kötülük iyiliği doğurur.İnsan var olduğu sürece insanın aşka olan özlemi de inancı da hiç bitmeyecektir.
Umut Selvi

ÖMRÜMDE SÜKUT

Çıngıraksız, rehbersiz deve kervanı nasıl
İpekli mallarını kimseye göstermeden
Sonu gelmez kumlara uzanırsa muttasıl
Ömrüm öyle esrarlı geçecek ses vermeden

Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika
Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek
Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka
Yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek

CAHİT SITKI TARANCI